Bugün rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 27. yıldönümü. 25 Mayıs 1983 yılında hayata gözlerini yumdu Mübarek. Edebiyatımıza nice eserler kazandırdı, nice şiirler yazdı. Bizlere rehber oldu adeta. Kendisini ne kadar çok özlüyoruz, ne kadar çok arıyoruz. Şu anda kendisi hayatta olmasa bile kitapları bizleri aydınlatmaya, bizleri hayrete düşürmeye devam ediyor. Böyle bir şahsiyet ile keşke aynı zamanda yaşama imkânımız olsaydı. Keşke O’nun yanında bir kez olsun bulunabilseydik veya toplantılarını canlı canlı dinleyebilseydik. Olmadı ama. Kaderde yokmuş, elden ne gelir. En azından O’nları doğru bir şekilde tanıdık, O’nların yolundan gitmeye çaba sarfediyoruz.
Bu günde Üstad Necip Fazıl’ı rahmetle anıyoruz…
Şimdi Necip Fazıl ile ilgili bir kaç anektod nakledelim:
NASİP MESELESİ
Bir gün Üstad Esseyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin yanına gider.O’na bir soru hazırlamıştır.Üstad soruya geniş kapsamlı bir cevap vereceğini düşünür, bundan güzel bir yazı elde edeceğini düşünerek kağıdını kalemini hazırlamıştır..
Daha sonra Esseyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerine sormuş:
-İnsan-ı kamil nasıl olunur?
Esseyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin cevabı kısa Üstad’ın düşündüğünün akisne kısa ve öz:
-Nasip meselesi…
ONUN CENAZESİNİ BEN YIKADIM
Üsküdar Selimiye Camii imam hatibi Fahri Duran anlatıyor:
Bir gün Ahmet Mekki Efendi’nin oğlu, Prof. Dr. Ahmet hikmet Üçışık geldi, beni arabasıyla vakıf Guraba Hastanesine götürdü:
”üstad vefat etti, cenazesini sen yıkayacaksın! “dedi, gittik.
Prof. Dr. Süleyman Yalçın, Prof. Dr. Ahmet Hikmet Üçışık ‘la bir kişi daha vardı, şimdi onun adını hatırlayamıyorum.
Cenazeyi yıkadık, havluyla kuruladık, kefene sararken yüzüne şöyle bir baktım… Yanaklarından aşağı gözlerinden, diri insan nasıl ağlıyorsa, aynen öyle yaş aktığını gördüm!…
Kırk yıllık imamım ben! Yüzlerce cenaze yıkadım ben ama bir ölünün gözünden yaş geldiğine ne daha önce ne daha sonra hiç rast gelmedim. Hatırlamıyorum.
İşte o zaman –zaten duyguluydum ama tekrar- öyle duygulandım ki şöyle seslendim:
—Üstadım, ahirete giderken bile bu milletin hali pür melâline ağlayarak gidiyorsun.
Sonraaaa .. Bu durum çok dikkatimi çekti benim. Üstadı yerine tevdi ettikten ne kadar sonraydı bilmem.”Hadis-i Erbain”’de rastladığım bir hadiste, Efendimiz Aleyhisselam: Gaslinden sonra gözlerinden yaş gelen kişiyi kutlayın. Çünkü o cennetliktir.” buyuruyordu.
BİR NUMARA
Haldun Taner Anlatıyor:
50′li yıllarda Ankara Palas’ın iki odasında komşu kalıyorduk. Devlet Tiyatrosu’ndaki bir oyunuma davet ettim.
“Bir numaralı koltuğu ayırsınlar, gelirim” dedi.
Müellif yerleri dördüncü sırada idi.
“Siz onlara Necip Fazıl geliyor deyin, onlar bir numarayı ayırırlar” dedi.
Dediği gibi de oldu.
SENİ ÖZLÜYORUZ, SENİ ARIYORUZ. MEKÂNIN CENNET OLSUN ÜSTAD’IM…
Bu yazı toplamda 63 kez okundu.


Comments