Necip Fazıl’ın hapishanede geçirmiş olduğu günleri okudukça içim cız etti diyebilirim. Çok sıkıntı çekmiş Üstad’ımız. Neler çektiğini de bu kitabında anlatmış. Okuyalım ki Üstad’ı daha iyi tanıma imkânı bulalım…
Necip Fazıl’ın bir ifadesi vardı ki kitap içinde; beni en çok etkileyen o oldu:
“Kırk küsür senelik hayatımda, gecelerin en işkencelisi, beni bu sabaha, hapishaneye girdiğim sabaha bağlayan gecedir. Evimde geçirdiğim o son gece. Kararım hazırdı: Sabahleyin erkenden Kadıköy Savcılığı’na gidip “buyurun, hapsedilmeye geldim!” diyecektim. Bunu bile bile geçirdiğim son gece… Tepeden inme, habersiz gelen facialar mı daha tesirlidir; şuurla, adım adım, biline biline gelenler mi? Ayırd edemiyorum!…“
Kitapta en çok hoşuma giden ve beni etkileyen bir diğer yer ise şu bölüm:
“Müslümanlar!.. Daha doğrusu kendini müslüman sananlar! Size hitap ediyorum! Bir velînin, kendisini Sahabîlere eş gören müritlerine verdiği karşılığı biliyor musunuz:
“ – Ben nasıl Sahabîlere eş olabilirim ki, siz onları görseydiniz divane derdiniz; onlar da sizi görselerdi müslüman demezlerdi.”
İşte bu halimizdir ki; düşmanlarımıza bu kuvveti veriyor! Onların değil, müslüman olamayışımızın mahkûmuyuz!”
KİTABIN TANITIMI:
Muamele
Hareketimden bir gün evvel Üsküdar Savcılığında ifademi aldılar. Bu savcının yanında oturdum ve Sulh Ceza Mahkemesi beni görmeden kararını verdi: Tevkifi ve Malatya’ya sevki… Ne sual, ne sepet… Necip Fazıl ben miyim; kâfi!… Hâdiseyle en küçük temas ve alâkama dair hiçbir şey tespitine lüzum yok… İstanbul hâkimine düşen vazife, tevkifi matlup olan adamın Necip Fazıl olduğunu müşahededen ibaret…
(Kitap’tan sf.93)
Bir ansiklopediye geçmiş ifadeyle, “hapisleri üniversite yıllarından çok olan” Necip Fazıl, 1943′den başlayarak 1947-1950-1951-1952-1957-1959 ve 1960 senelerinde cezaevine girdi. Son mahkûmiyet kararı ise vefatı sebebiyle infaz edilemedi.
1955′de “Yılanlı Kuyudan” ismiyle yayınlanmış olan eser, hapishane günlerinin, “büyük sanatkâr”a has, derin ve duyarlı bir iç hayat üzerindeki müthiş tesirini yansıtan bir ıstırap ve gözyaşı günlüğüdür.
Bu kitabı, Necip Fazıl’ı seven herkesin okuması gerekir.
Bu yazı toplamda 6 kez okundu.

Comments