Tarih 5 Şubat 2011. Yaklaşık 2-3 aydır görüşemediğim hayatımdaki en önemli şahsiyetlerden birisi olan Cem Hocam ile Üsküdar’da buluşuyor ve güzel bir gün geçiriyoruz. Hocam zaten Tarih Öğretmeni olduğu için kitaplara ve tarihe meraklı, ben de O’nun yanında dura dura kapmışım birşeyler. Dayanamıyoruz ve giriyoruz NT Mağazası’na. Güzelce dolandıktan sonra ben F1 2010 Yıllığı’nı görüyorum ve kaçırmıyorum, alıyorum kendi paramla. Çıkmadan evvel Yavuz Bahadıroğlu’nun kaleminden çıkan Kanuni Sultan Süleyman eserini görüyoruz. – Mâlumdur ki Muhteşem Yüzyıl adlı dizi sebebiyle en çok satan eserler arasına giren bir kitap bu – Cem Hocam bu kitabı okuyup okumadığımı soruyor, ben de okumadım cevabını verince gidiyor kasaya ve bir tane alarak bana hediye ediyor ve ekliyor; Sen bana 2 kitap (Dinlerarası Diyalog Tuzağı ve İngiliz Casusunun İtirafları) getirdin madem hediye olarak, bu da benden sana hediye olsun. Böyle güzel bir hediyeyi çok sevdiğim bir hocamdan almak benim için apayrı bir mutluluk oluyor tabi ki.
Bu kitap bana hediye edildiği gün köşesine tarihiyle beraber not ediyorum Cem Hocam’ın hediyesidir diye. Anlamı büyük benim için. Neyse. Gelelim kitaba. Okuduğum 1-2 kitap olduğu için hemen başlayamamıştım bu kitaba ama yaklaşık 2 hafta sonra okumaya başladım. Muhteşem Yüzyıl adını verdikleri dizi söz konusu olunca insan doğrusunu öğrenmek için bir başka okuyor tabi ki.
Kitaptan bazı alıntılar;
“Şehzade Süleyman, çocukluğunda tüm şehzadelerin olduğu gibi çok iyi bir eğitim alıyordu. Fennî bilimlerin yanında dini ilimlerde de çok iyi ustalar – alimler – tarafından yetiştiriliyordu. Manisa Sancakbeyliği’nde bulunurken halkla içiçe yaşıyor, namazlarını halkın arasında cemaatle kılıyor, sıkıntılarıyla yakından ilgilenip onlar için elinden geleni yapıyordu. Gençken tanıştığı Pargalı İbrahim ise geleceğin Maktul -veya Makbul ikisi de belirtiliyor kaynaklarda- İbrahim Paşa olacaktı.”
“Gün gelip babası Yavuz Sultan Selim Han vefat edince, 30 Eylül 1520′de tahta çıkan Süleyman’a aynı gün Sadrazam Pirî Mehmed Paşa da biat ediyordu. Selim Han toprağa verildikten sonra yeni padişahın ilk iradesi ortaya çıkıyordu: Cennetmekân peder-i azizimizin üzerine bir türbe, yanıbaşına bir cami yapıla. Türbesinde gece ve gündüz Kur’an kıraat oluna. Fukaraya sadaka dağıtıla…”
Süleyman Han’ın daha yazılacak çok meselesi var ancak burada bizim onların hepsini anlatabilmemiz mümkün değil. Ama Şunu söylemek mümkün; “Uzun saltanatı müddetince maddi ve manevi bütün haklarını, adaleti ve kılıcıyla korumayı bildi. Yalnız zaferler tarihine değil, hukuk ve adalet tarihine de geçmeyi başardı.”
Ayrıca şunu da ilave etmeyi uygun görüyorum; Kanuni Sultan Süleyman Han’ın yanında devrin en üstün alimleri vardı. Kimlerdi bunlar? Zembilli Ali Efendi, Ebussuud Efendi ve Beşiktaşlı Yahya Efendi. – Yahya Efendi aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman Hân’ın süt kardeşidir. Kanuni kendisine “ağabey” diye hitâb ederdi. Bir iş yapılacağı zaman onlara sormadan yapmazdı. Mutlaka o işin İslamiyet’e uygun olup olmadığına dair fetva alır, eğer uygunsa o işi yapar, uygun değilse o işi terkederdi.
Kanuni Sultan Süleyman Han vefat etmeden evvel, ben vefat edince şu sandığı da benimle beraber gömün, diye vasiyyet etmiş. Gömülünce gelmişler, Rahmetli Sultan böyle vasiyet etti, diye. Ama olmaz demiş şeyhülislamlar. Konuşmalardan sonra sandığın açılmasına karar verilmiş. Bir de bakmışlar ki; Kanuni Sultan Süleyman Hân’ın yaptığı bütün işlerin fetvaları o sandığın içinde. Kanuni; eğer ahirette bana sorulursa ben bu fetvalara göre hareket ettim diyeceğim, diye düşünmüş. Şimdii, böyle düşünen bir Sultan’ı daha doğru kaynaklardan okumamız, daha iyi anlamaya çalışmamız gerekmez mi?
Bunlar benim kitaptan ve başka yerlerden aldığım bazı bilgilerdi. Kitapta şehzade katli meselesi, Hürrem Sultan meselesi de gayet güzel işlenmiş. Soru işaretlerini temizleyen açıklamalar var. Bahadıroğlu’nu bu çalışmasından dolayı kutluyorum. Herkesin okuyabileceği türden bir kitap. Fazla da uzun değil. Kısa ve öz bir anlatım kullanılmış. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Kıymetli bir arkadaşım bugün bana 3 adet Yavuz Bahadıroğlu’nun romanlarından getirdi. Biri Fatih Sultan Mehmed Hân. Ona da başladım. 2-3 gün sonra onun da değerlendirmesini yazacağım inşaallah.
Böyle bir kitabı okumak fırsatını verdiği için, bu imkânı bana sağladığı için kıymetli Cem Hocam’a çok çok teşekkür ediyorum. İnşaallah O’nun sayesinde daha nice kıymetli kitap okurum.
Puanım : 9 / 10
Bu yazı toplamda 86 kez okundu.

Comments