Skip to content

Archive

Category: Diğer

Bugün uzun zamandır apartman komşum olan bir arkadaşımın yazdığı bir metni paylayaşacağım sizinle. Okumanız dileğiyle. Umarım beğenirsiniz.

Kapatabildiğin kadar kapat gözlerini, düşün içini tamamla. Ama her şeyi söyle, itiraf et.. Unutma ki söylenilemeyenlerdir yarım kalışlarımız, söylenilemeyendir yok oluşlarımız. Bakabildiğin kadar uzağa bak, göremediğini düşün, düşün ki var ol, ol ki yok olma… Söylediğin kadar adamsın, düştüğün kadar insansın ve en önemlisi dizindeki yara izleri kadar olgunsun. Olgunsun bakabildiğin kadar, görebildiğin kadar güçlüsün… Unutma bir bedeni ruh tanımlar, bir ruhu tek bir beden tamamlar. Özgür kıl ruhunu, özgür kıl benliğini ki yaşayasın.. ki ölülere bir restin olsun… Yürü.. Dosdoğru, dimdik engellere lütfen takıl.. takıl ki anla hayatı, takıl ki kan kaybet.. Kaybettiklerindir seni değerli kılan, değerli kıldıklarındır kaybetmeyeceklerin olan. Zamanın kumlarını boşa değil, beynine akıt, çünkü her şey kafanda gerçektir, çünkü her şey hayaldir.. Hayal bir köprüdür, gerçekle olmayan dışında, kullan onu, kullanabildiğin kadar gerçeksin, gerçek olduğun kadar yapaylıktan uzak… Ve inan, inan ona, göktekine, yerdekine, yüreğindekine… İnanmayan insan bacakların olmadan yürümeye benzer, aksine sen inan, inan ki koşabilesin… Koş nefesin yettiği kadar, yüreğin konuştuğu kadar, uzağı görebildiğin kadar.. Elinden geleni yap, olmassa eğer, olmayan adalettir.. Olmayan, seni doğru yoldan vazgeçirmeye çalışan engellerdir… Ve bazen olmamak olmaktan çok daha iyidir…

Osman Şimşit

Bu yazı toplamda 35 kez okundu.

Dün akşam ne zamandır beklediğim bir eşleşme gerçekleşti ve maç oynandı. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi tenisçisi olarak kabul edilen Roger Federer, Amerika Açık yarı finalinde şu an dünya 1 numarası olan Novak Djokovic ile karşılaştı.

Maç Federer için gayet güzel başladı. İlk sette iki raket de etkili bir oyun ortaya koydu ancak bir adım önde olan Federer 9-7′lik tie-break sonucunda seti 7-6 kazandı. İkinci sette daha iyi oynayan, forehand vuruşlarını etkili bir biçimde kullanan Federer, 3. oyunda servis kırdı ve avantajı eline geçirdi. Karşılıklı oyunlardan sonra set 6-4′lük skorla Federer’in oldu.

İşte ne olduysa bu setten sonra oldu. 3. setten itibaren oyuna ağırlığını koymaya başlayan Novak Djokovic, servis kırarak avantaj yakaladı ve seti 6-3 kazandı. Arthur Ashe’deki taraftarlar da 5 setlik bir maç istiyorlardı. Djokovic, onların bu isteğini geri çevirmedi ve 4. sette iki kez servis kırarak 6-2′lik skorla maçı final setine taşıdı.

4. setin sonuna doğru ilk 2 setteki oyununu tekrar oynamaya başlayan Federer, 5. sette de bunu devam ettirdi. 8. oyunda servis kıran ve 5-3 öne geçen Federer, maç için servis atmaya başladı. 40-15′i gördü, bu da 2 kez maç puanı demekti Federer için. Kazanacağı bir sayı, maçı almasını sağlayacaktı ama Djokovic ilk puanı muhteşem bir return ile çevirdi. Ki kırılma noktası bu puandı diyebiliriz. Sonraki puanda Federer’in topu fileye çarpıp auta gidince oyuna beraberlik geldi. Sonrasında Djokovic ilk servis kırma puanından yararlanamasa da sonrasında servis kırdı ve ard arda 3 oyun kazanarak sete 7-5 ile noktayı koydu ve muhteşem maçın ardından finale yükselen ilk isim oldu.

continue reading…

Bu yazı toplamda 31 kez okundu.

Fotografium.com hediye dağıtmaya devam ediyor!!

Foroğrafçılıkla ilgili zengin bir içeriğe sahip olan Fotografium.com, her Perşembe Twitter’dan ve aralıklarla Facebook’tan düzenlediği yarışmalara bir yenisini de blog üzerinden düzenliyor. Fotografium.com, blogumuzun içeriğini paylaşan 3 kişiye çekilişle fotoğraf makinesi veriyor.

Çekilişe katılabilmeniz için yapmanız gerekenler; http://blog.fotografium.com/3-kisiye-fotografiumdan-3-fotograf-makinesi/ adresinde mevcuttur.

Bu yazı toplamda 40 kez okundu.

Sitemiz 3 Mayıs 2011 tarihinde 1 yaşını dolduracak. Biz de bu yıldönümü hasebiyle güzel bir kampanya yapmaya karar verdik. Kampanyamız 3-6 Mayıs tarihleri arasında geçerli olacak inşaallah. Katılımlarınızı bekleyeceğiz…  :)

Bu yazı toplamda 4 kez okundu.

Size bir hikâye anlatayım. Yaşanmış, güzel bir hikâye. Zamanın birinde bir delikanlı, güzel bir kıza gönlünü kaptırır, ona aşık olur. Lâkin ne yaparsa yapsın, kızın ilgisini bir türlü çekemez, kız delikanlıyı hep reddeder. Delikanlı; ne yapsam, ne etsem, diye düşünürken sıkıntısının giderilmesi için bir zatın yanına gider. Durumu anlatır, “ne yaptıysam yaranamadım, bana bir çare söyleyin de sevdiğime kavuşayım” der. O zat der ki; “Madem bu kadar kavuşmak istiyorsun, odana çekil, durmadan sevdiğinin ismini söyle. Böyle yaparsan kavuşursun.” Genç bunu uygulamaya koyar. Çekilir odasına, başlar sevdiğinin ismini zikretmeye. Ve beklenen olur, genç kız birkaç gün sonra bu delikanlının kapısını çalar, “seni kabul ediyorum” der. Delikanlı bu olayı görünce; “Hayır, artık ben istemiyorum, git” der. Ve kendi kendine şu cümleler dökülür ağzından: “Madem sevdiğimin ismini söyleyince ona kavuşabiliyorum, fani bir insanın yerine Rabbimin ismini söyler, O’na kavuşurum…”

Bu yazı toplamda 2 kez okundu.

UEFA Avrupa Ligi’nde ülkemizi temsil edecek 4 takımımızın Play-off turundaki rakipleri belli oldu. Kuradan; Galatasaray – Karpaty Lviv, Fenerbahçe – PAOK, Beşiktaş – Helsinki ve Trabzonspor – Liverpool eşleşmeleri çıktı.

GALATASARAY – KARPATY LVİV

Galatasaray, tıpkı Beşiktaş gibi, Fenerbahçe ve Trabzonspor’a göre daha kolay bir rakiple eşleşti. Sarı kırmızılı ekip, bu eşleşmede rakibine göre çok daha güçlü ve avantajlı durumda. Galatasaray ile Karpaty Lviv arasındaki ilk maç 19 Ağustos’ta İstanbul’da, rövanş ise 26 Ağustos’ta Ukrayna’da oynanacak. OFK Belgrad eşleşmesinde ilk maçta Ali Samiyen’de bir kaç dakikalık konsantrasyon eksikliği sebebiyle 2-0 önde olduğu maçın 2-2 olmasına sebebiyet veren Galatasaray, ikinci maçta durumu toparlamış ve 5-1′lik skor ile Avrupa kupalarında deplasmanda en farklı galibiyetini almıştı. Ancak 5-1′lik galibiyete rağmen 2-0′dan sonra yine bir konsantrasyon eksikliği olduğunu gördük. Savunmanın toparlanması lazım. Rakip zayıftı ancak çok pozisyon verdiler. Zayıf bir rakipten 2 maçta 3 gol yeniyorsa durum kritik demektir. Savunma sorununu çözmeleri ve yeni bir santrafor almaları lazım. Baros’un alternatifi olarak Mehmet batdal gösteriliyor ancak genç oyuncu, sezonun hepsini götürebilecek kadar tecrübeli değil. Maç garanti duruma geldiğinde oynayabilecek bir oyuncu.

Netice olarak; Galatasaray bu eşleşmede rakiplerine göre çok avantajlı ancak yine de rehavete kapılamyıp dikkatli olmaları lazım.

continue reading…

Bu yazı toplamda 2 kez okundu.

F1 Racing Temmuz sayısı çıktı. Bu sayıda ele alınan konular şu şekilde:

1 – “Beni Hafife Alma”

Bu sezon McLaren takımında güç dengeleri oldukça değişti. Artık Lewis Hamilton için işler hiç de kolay yürümüyor. Çünkü karşısındaki son Dünya Şampiyonu Jenson Button, herkesin beklediğinden daha hızlı ve daha agresif çıktı.

2 – Yürüyerek Eve Gitmek

Kaza geçiren bir pilotun hemen yarışlara dönmesi mümkün mü? Fiziksel açıdan sorun yaratmayan birçok kaza, psikolojik olarak pilotları etkileyebiliyor. İşte kazaların perde arkası…

continue reading…

Bu yazı toplamda 6 kez okundu.

…Ve bugün itibariyle lise hayatımızı noktalamış bulunuyoruz. Acısıyla, tatlısıyla geçen 4 senelik uzuuun bir periyod. Nasıl mı geçti? Sanki 1 saniyede bütün 4 sene su gibi akıp  gitti…

Okula ilk defa gittiğimiz günü hatırlıyorum da, ne kimseyi tanıyorduk, ne de okulu biliyorduk. Saf saf kalmıştık okulun ortasında.  Bir kaç kişiye sorarak yolumuzu bulabilmiştik. Zamanla sınıf arkadaşlarımızla kaynaştık, okula da alıştık. Sonrası kolayca geldi zaten.

Lise hayatımın hepsi iyi geçti diyemeyeceğim, çünkü görmek istemediğim bir çok olaya, bir çok terbiyesizliğe şahit oldum ben. Hem sınıf içinde, hem de okul içinde. Bazen o kadar ileri gidildi ki, o zamanlarda kendimi sınıftan dışarı attım. Bunaldım o ortamda. Ama hepsi hayal oldu. Sanki yaşanmamış gibi… Zaten dünyanın kendisi hayal değil mi?

Daha dün liseye başlamışken, bugün mezun olduk. Hiç bitmeyecek gibi gelen koskoca 4 sene, göz açıp kapayıncaya kadar geçti gitti. Geriye ise acı – tatlı anılar kaldı. Şimdi önümüze bakma zamanı. Arkadaşlarımı elbet özleyeceğim, onlarla bağlantımı koparmamaya çalışacağım.

Hocalara gelince, okulda çok sevdiğim, ayrıldığıma çok üzüldüğüm hocalarım var. Üzerimizde çok hakları geçti. Bugün itibariyle onlarla da vedalaştık ve helallik aldık. Bazı hocalarımı unutamam… Onlar bazen bize bazen hem anne hem baba oldular. Ne yapsak onların hakkını ödeyemeyiz…

Önümde yarın ve haftaya olmak üzere iki tane Lisans Yerleştirme Sınavı var. (Matematik ve Fen Bilimleri) İnşallah bu imtihanları başarıyla atlatır ve üniversite yolunda önemli bir adım atmış olurum..

Artık üniversitede başarılı olma zamanı…

Ömer Faruk Çetin

Bu yazı toplamda 2 kez okundu.

Pazartesi günü sabah sularında Filistin’e yardım taşıyan gemilerin İsrail tarafından saldırıya uğraması dünya basınında geniş yankı buldu. Bir çok yorum ortaya atıldı. Genel kanı ise ; İsrail’in insanlık suçu işlediği oldu.

Evet, İsrail bir insanlık suçu işlemiştir. Bu kabul edilemez bir durum. İsrail, böyle bir davranışı sergilemekle birçok devletin de gözünden düştü. Türkiye’nin çağrısı üzerine BM bu konu için toplandı.

Ancak gelin görün ki, hâla İsrail’i haklı çıkarma tarafında olanlar var. Yardım gemilerinin Filistin’e gitmek için İsrail’den izin alması gerekiyormuş!!! Böyle bir mantıkla nasıl hareket edilebiliyor anlamış değilim.

İsrail’den izin istenmesi için bir sebep yok ortada. Yardımın gideceği deniz, uluslararası bir alan. İsrail’in değil ki, neden izin istensin? İsrail’in müdahele etme hakkı da yok zaten.Bu müdahele savaş sebebi olabiliecek bir durum! Burada sivil bir gemiye saldırı söz konusu. Bırakın sivil gemiyi,  askeri bir gemiye dahi uluslararası alanda müdahele etme hakkı söz konusu değildir! Ayrıca gemide sadece Türk vatandaşlar değil, bir çok milletten insanlar bulunuyordu. Ancak saldırının Türk bayrağı taşıyan gemiye yapılması da düşündürücü!

“İsrail’den izin alınmalıydı” diyenlere de şunu diyorum. EL – İNSAF!! Böye konuşacağınıza,vefat edenlere bir başsağlığı dileyin, bir “Allah rahmet eylesin” diyip arkalarından dua edin.

İsrail için gereken bir an önce yapılmalıdır. Bu duruma göz yumulmamalıdır.

Bu yazı toplamda 1 kez okundu.

Formula 1 bu hafta Türkiye’de, İstanbul Park’ta yapılıyor. Uzun süredir bekledik bu organizasyonu ve nihayetinde geldi çattı. Bir çok seyirci bu heyecanı gidip yerinde izliyor. Arabaları ve pilotları yakından izleme fırsatı bulup, o büyülü ortamda kendilerinden geçiyorlar. Ancak, gelin görün ki, evde olan insanlar büyük bir sıkıntı ve sinir içerisindeler. Neden mi? TRT yüzünden!

continue reading…

Bu yazı toplamda 3 kez okundu.