Skip to content

Archive

Category: Film

6 Ağustos günü öğle vakti can sıkıntısına dışarı çıkmıştım bir dostumla. Bu sıcakta ne yapılır falan derken sinemaya gidip film izleyelim dedik. Açıkcası ben de en başından
beri film izlemeyi istiyordum. Her neyse, salona geldiğimizde film listesine bakarken bi kaç filmi zaten izlemiş olduğumuzu gördüm ve bizim elimizde “Anneler Günü(Mothers Day)“,”Kanıma Gir(Let Me In)” kalıyordu. Tercih olarak afişten de etkilenerek “Anneler Günü” tercihinde bulundum. Arkadaşım ise seansın yakın olmasından dolayı “Kanıma Gir”i izlemeliyiz dedi. İki arada falan kaldım derken biletçi kızın bize biletleri çoktan kesmesinden dolayı biraz da istemeye istemeye de olsa Kanıma Gir adlı filmi seçtik. Salona girmeden önce bize korku filmi olduğu söylenmişti.

Salona girdiğimizde filmi sadece 2 kişi izleyeceğimizin farkına varmıştık ve o zaman filmin gerçekten kötü olduğu kanısına katıldım. Çünkü filmi izlemeye bizden başka kimse zahmet etmemişti. Bu durum da beni filmin kötü olduğuna dair iyice karamsar yapmıştı. Filmin ilk dakikalarında olayı merakla takip ettim. En başta her zaman olduğu gibi pek birşey anlayamasak da film ilerledikçe ilgi çekici bir hal almaya başladı. Film korkudan çok merak uyandırıcı mistik bir havaya dönüşmeye başladı.

continue reading…

Bu yazı toplamda 101 kez okundu.

Dün öğlen saat 1.30′a kadar ders olmamasından faydalandım ve Sherlock Holmes filmini izledim. Uzun zamandır arkadaşlarım olsun, yakınlarım olsun şiddetle tavsiye etmişlerdi bu filmi bana ancak biraz da benim tembelliğimden kaynaklanan bazı sebeplerden dolayı izlemeye fırsatım olmamıştı.

Sinemalar.com’dan filmin tanıtımı;

“Arthur Conan Doyle’un dünyaca ünlü karakteri Sherlock Holmes’ün dinamik yeni uyarlamasında Holmes (Robert Downey Jr.) ve cesur ortağı Watson (Jude Law) en son maceralarına atılıyorlar.

Dövüş tekniklerini, efsanevi zekası gibi silah olarak kullanan Holmes, bu macerasında ülkesini yok edebilecek ölümcül bir komployu aydınlatmak için yeni bir düşman ile savaşıyor.

Robert Downey Jr., efsanevi dedektif Sherlock Holmes’ü daha önce hiç yapılmamış bir şekilde canlandırıyor. Jude Law doktor ve bir savaş gazisi olan, Holmes’ün güvenilir çalışma arkadaşı Watson rolünde yer alıyor., Holmes’ü alt eden ilk ve tek kadın olan ve dedektifle halen çalkantılı bir ilişki sürdüren Irene Adler rolünü Rachel McAdams üstleniyor. Mark Strong gizemli yeni düşman Blackwood rolünü oynuyor. Kelly Reilly ise Watson’ın ilgilendiği Mary rolünde yer alıyor.”

Filmi izledikten sonra ilk aklımdan geçen şey “ben bu filmi daha önce neden izlemedim?” sorusu oldu. Gerçekten daha önce izlemediğime pişman oldum. Benim şu ana kadar izlediğim en iyi film; Edward Norton ve Jessica Biel’in başrolde oynadığı The Illusionist (Sihirbaz) filmiydi ama Sherlock Holmes, Çarşamba günü itibariyle bu tahtı ele geçirdi ve ilk sırayı aldı.

Filmde özellikle dövüş sahneleri ve büyü gibi gözüken olayların iç yüzlerinin anlaşılması bölümleriydi. Dövüş sahnelerindeki teknikler çok iyiydi. Muhteşem bir kurgui muhteşem bir oyunculuk vardı filmde. Kusursuz bir filmdi desem yalan olmaz herhalde. Eğer hâla filmi izlemediyseniz vakit kaybetmeyin derim ben. En kısa zamanda izlemeye çalışın.

Bu arada Sherlock Holmes filminin ikincisi 16 Aralık 2011 tarihinde vizyona girecekmiş. Uzun zaman var ama beklemeye değeceğine eminim…

Puanım : 9,5 / 10

Bu yazı toplamda 13 kez okundu.

Dün, yakın bir arkadaşımla Eyyvah Eyvah 2 filmine gittik. Merakla beklediğim bir filmdi.

Eyyvah Eyvah 2′de Hüseyin, ilk filmde gönlünü kaptırdığı Müjgan’ı istemek için Firuzan ile birlikte yola koyuluyor ve bu yolda çeşitli vakalar yaşıyor.

İlk filmden ve beklediğimden iyiydi diyebilirim. Senaryo çok hoş, oyunculuk çok hoş. Ata Demirer’in jest ve mimikleri, özellikle Trakya şivesi ile konuşması muhteşemdi. Demet Akbağ’ın Seda Sayan – Demet Akalın arasındaki  rolü iyi oynaması gayet güzeldi, Özge Borak da başarılı bir performans sergiledi. Hata yoktu diyebilmek mümkün.

Seviyeli, güldüren ve kaliteli bir yapım Eyyvah Eyvah. Bazı filmler ya da diziler gibi cinsellik, argo vs. içermiyor. Espriler gayet güzel ve yerinde olmuş. Filmin bir sahnesinde geçen;
-eski kaşar diyeceğim ama ayıp olacak.
-eski kaşar ama kargalar kaptı.

diyaloğu gerçekten güldürdü beni. Güldüğümüz başka sahneler de vardı.

Eyyvah Eyvah 1′i izlemeyenler, 2.ye gitmeyi düşünmesinler. Vizyondan kalkmadan 1′i izleyin, öyle gidin sinemaya.

Kesinlikle tavsiye ederim. Biraz gülmek istiyorsanız kaçırmayın bu filmi.

Puanım : 8,5 / 10

Bu yazı toplamda 9 kez okundu.

Fantastic filmlerden pek hoşlanmadığım halde Nicolas Cage’in rol aldığı Sihirbazın Çırağı filmini merakla izledim. Ve beklediğimden iyi buldum diyebilirim. Nicolas Cage yine muhteşem bir performans sergilemiş.

Filmin konusu şu şekilde:

“Dave (Baruchel), Balthazar Blake adında tuhaf biri (Cage) aniden hayatına girdiğinde fizik dersinden geçmeye çalışan ve rüyalarının kızı Becky’den (Palmer) randevu koparmaya çalışan bir üniversite öğrencisidir.

Balthazar’ın günümüzde bir sihirbaz olduğu ortaya çıkar, aynı güce sahip hatta kendi gücünü aşan birini bulmak için uzun süredir arama yapmaktadır. Ancak kötü bir kişi olan ve uzun zamandır rakibi olan, Maxim Horvath (Molina), sadece Blake ve Dave’i değil tüm New York şehrini tehdit eder, bahtsız Dave gönülsüz de olsa Balthazar’ın koruması altına girer, Dave’e hızlı bir sihirbazlık sanatı ve bilimi eğitimi verir. Bu alışılmadık ortakların, Horvath ve karanlığın güçleri günümüz Manhattan’ını mahvetmeden önce birlikte durdurması gerekmektedir.

Dave’in “Sihirbazın Çırağı” olma aşamasında eğitimini tamamlamak, şehri kurtarmak ve kızın gönlünü fethetmek için tüm cesaretine ihtiyacı olacaktır.”

Doğrusunu söylemek gerekirse Dave rolünü oynayan Jake Cherry de çok güzel oynamış. Performansı kusursuzdu.Film konusu itibariyle de hoşuma gitti. İzlerken seyirciyi sürüklüyor ve kesinlikle sıkmıyor. İzlemeyenlere mutlaka tavsiye ederim.

Puanım : 8 / 10

Bu yazı toplamda 16 kez okundu.

Uzun zamandır bilgisayarımın başında oturup film izleyememiştim. Bugün sabah oturdum, açtım listemdeki filmlerden birisini. Adım Adım Komplo filmiydi açtığım. İzledikçe kendine bağladı, zaman geçtikçe adeta içine sürükledi. Konusundan bahsedeyim filmin;

“Ülkelerin, sahip olmak için çabaladığı bir telefon sistemi var. Bu telefon ağından bütün dünyayı izlemek ve bilgi edinmek mümkündür. İlk başlarda gönderilen mesajlarla refah ve mutluluk getireceği taahhüt edilmesine rağmen, daha sonra işler tamamen değişir ve ajanlar dünya çapında bir kovalamaca sahnesine girerler.”

Konusu güzel ve etkileyiciydi. Oyunculuk da son derece iyiydi. Film, sonuna kadar soru işaretlerini koruyor. Dikkatli izlemek gerek o yüzden, birkaç dakikalık konsantrasyon kaybı filmin geri kalanını anlaşılamaz bir hale getirebilir…

İzlememiş olanlara mutlaka tavsiye ederim.

Puanım : 7,5 / 10

Bu yazı toplamda 73 kez okundu.

Av Mevsimi

Ara 13

Vizyona girdiğinden beri gitmek istediğim filmlerden birisiydi Av Mevsimi. Çıkmasını da büyük merakla beklemiştim zaten. Ve dün izleme fırsatım oldu.

Film, bir cinayet araştırması sırasında hayatları altüst olan 3 polisin hikayesini anlatıyor. Tecrübesi, sezgileri ve takipçiliğiyle tüm teşkilatın Avcı olarak bildiği Ferman (Şener Şen) ile yalnızca bakışlarıyla bile lakabının hakkını veren Deli İdris (Cem Yılmaz) cinayet masasında görevli, baba oğul kadar yakın iki polistir. Antropoloji mezunu, sessiz sakin Hasan (Okan Yalabık) ise bu ikiliye yeni katımış bir çömez. Öldürülen genç bir kız onları uyuşturucu taciri Asit, ülkenin en zengin adamlarından Battal Çolakzade (Çetin Tekindor) ile kızın ağabeyleri Abbas, Vakkas ve daha birçok insanla karşı karşıya getirecektir.”

Film hakkında yorum yapmak gerekirse, konu olarak güzel bir konusu vardı diyebilirim. Oyunculuk da gerçekten güzeldi. Ama filmin bu kadar uzun süreceğini tahmin etmiyordum açıkçası. 2,30 saatimizi aldı. Filmin sonlarına doğru olayların ne olduğunu, nasıl geliştiğini anlıyorsunuz. Şu hususu da belirtmek istiyorum. Filmin sonunda Avcı’nın olayları çözdükten sonra tek tek olayı anlatması, sanki izleyiciyi – afedersiniz ama – salak yerine koymaya benzemiş. O şekilde olmasaydı yani Avcı olayları tek tek anlatmasaydı  sanki kimse anlamayacaktı görüntüsü beni rahatsız etti. Ufak tefek kusurları saymazsak, dikkat çeken tek ama en önemli nokta da buydu.

Cem Yılmaz’ın oyunculuğu ve hele “Hayde” şarkısını bu kadar hoş söylemesi beni şaşırttı. Çok iyi bir iş çıkarmış. Şener Şen usta bir oyuncu zaten. Birşey söylemeye gerek yok. Diğer oyuncular da gayet iyiydi.

Genel olarak filmden memnun kaldım. İzlemeyenlere tavsiye ederim.

Puanım : 7,5 / 10

Bu yazı toplamda 3 kez okundu.

Şimdi ya da Asla filmi; Morgan Freeman ve Jack Nicholson’ın harika bir iş çıkardığı muhteşem bir film. Konusu dram ve komedi olan film şu şekilde gelişiyor:

Milyoner şirket sahibi Edward Cole (JACK NICHOLSON) ile işçi sınıfına mensup araba tamircisi Carter Chambers’ın (MORGAN FREEMAN) dünyaları apayrıdır. Yolları, bir hastane odasını paylaşmalarıyla kesişir ve iki ortak noktaları olduğunu keşfederler: “Tahtalı köyü boylamadan önce” hayatlarının kalan kısmını hep yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle farkında olmadıkları bir barışma ihtiyacı. Birlikte, hayatlarının araba seyahatine çıkarlar; ve bu süreçte dost olur, hayatı dolu dolu, içgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler. Her macera, listelerine yeni bir madde ekler.

İki usta oyuncudan kötü bir film beklenemezdi. Gerçekten çok iyi bir iş çıkarmışlar. İnsan izlerken keyif alıyor. Kesinlikle insanı sıkmayan bir film. Ne zaman öleceğini bilmenin nasıl bir psikolojiye sebep olduğunu, böyle bir durumdam sonra iki insanın kalan hayatlarını nasıl dolu dolu yaşadıklarını görüyorsunuz.

Mısır, Hindistan, Çin, Kore vb. ülkelere düzenlenen geziler, yaptıkları scubadiving vb. işler insanı eğlendiriyor ve yüzünde gülümseye vesile olabiliyor… Filmin sonu ise insanı gerçekten duygulandırıyor.

İzlemeyenlere kesinlikle tavsiye edeceğim bir filmdir. Kaçırmayın derim…

Puanım : 8 / 10

Bu yazı toplamda 18 kez okundu.

Ata Demirer ve Demet Akbağ’ın başrolde oynadığı Eyvah Eyvah filmini izleme fırsatını daha yeni bulabildim. Filmin konusu şu şekilde:

Hüseyin, Trakya’nın bir köyünde ninesi ve dedesiyle büyüyen bir delikanlıdır. İki büyük aşkı klarnet çalmak ve Müjgan ile hayatı mutlu devam ederken, hiç beklemediği bir olay onu köyünden ayırır. İstanbul’a gelen Hüseyin’e önce klarneti, sonra da şarkıcı Firuzan destek olacaktır. İstanbul’un gece klüplerinde fırtına gibi esen Firuzan’ın hayatı rengarenk ve bir o kadar da karışıktır. Hüseyin’le tanışınca hayatına hem kahkaha hem macera dahil olacaktır.

Konu itibariyle hoş bir konu vardı filmde. Ata Demirer Trakya ağzı ile konuşmasını çok iyi yapabilen bir oyuncu olduğundan bu rol ona tam oturmuş. Görevini fazlasıyla yerine getirip, iyi bir iş çıkarmış. Demet Akbağ da aynı şekilde. Akbağ’ın filmdeki rolü bana Demet Akalın ve Seda Sayan’ı da anımsattı desem yalan olmaz.

Genel olarak başarılı bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Açıkçası benim hoşuma giden bir film oldu. İzlemeyenlere tavsiye ederim. Ocak ayında 2.si vizyona girecekmiş, onu da bekliyor merakla olacağım.

Puanım : 7,5 / 10

Bu yazı toplamda 2 kez okundu.

Leonardo Di Caprio’nun başrolde oynadığı Başlangıç filmi, Michael Caine gibi tecrübeli bir ismin yanında, Ellen Page, Joseph Gordon Levitt ve Marion Cottillard gibi görmeye pek alışkın olmadığımız isimleri de bünyesinde barındırıyor. Filmin konusu şu şekilde:

“Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği herşeye malolmuştur. Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır. Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları, onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.”

Filmi kuzenimin tavsiyesi üzerine izledim. Ve hayran kaldım. Konu itibariyle çok değişik bir konunun ele alınması çok güzel olmuş. Alıştığımız tür filmlerden değil. Filmi dikkatlice izlemelisiniz, çünkü her sahne birbiriyle bağlantılı. Bir anlık dalgınlıkla “neler oluyor” demeniz muhtemel. 2,30 saatlik filmin her dakikası çok önemli. Hiçbir detayı atlamamanız gerekiyor. Leonardo, Michael Caine ve diğer oyuncular da çok iyi bir iş çıkarmışlar, muhteşem oynadılar. Mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum:

Puanım : 9 / 10

Bu yazı toplamda 2 kez okundu.

Clive Owen, Julianne Moore, Michael Caine ve Chiwetel Ejiofor’un oynadığı Son Umut filmi konu itibariyle gerçekten ilginç bir yapıt. İnsanlığın başına gelebilecek ve genel olarak piyasadaki filmlerden farklı bir konu seçilmiş ve bu konu filme de güzel bir şekilde yansıtılmış.

Filmin konusu şu şekilde:

Takvimlerin 2027 yılını gösterdiği dünya üzerinde, nedeni çok anlaşılamayan olaylar yaşanmaktadır. Son dünyaya gelen bebeğin üzerinden 19 yıl geçmiştir ve insanlık artık üreyememek gibi bir çıkmazla karşı karşıyadır. Ülkelerin politik düzenlerini de etkileyen bir şekilde değişimler yaşanmasına neden olan bu durum, kendini olayların akışına bırakarak çöküşe giden insanların yanında, bu durumuun nedenlerini bulmaya çalışan mücadeleci insanları da meydana getirir.

Büyük Britanya, benimsediği askeri emperyalist yönetimi ile sınırları içinde herhangi bir kargaşa çıkmasını önleyen, bu nedenle de huzurun hala hüküm sürdüğü bir coğrafyadır. Buna karşılık, sınırlarında, bu ülkeye giriş yapmak isteyen bir dolu mültecinin dramı yaşanmaktadır.

continue reading…

Bu yazı toplamda 2 kez okundu.