Skip to content

Archive

Category: Kitap

Kastamonu’da kaldığım yurt tarafından bana bir vesile ile hediye edilen Kemal Arkun’un Büyük Selçuklu’nun Son Hakan’ı SULTAN SENCER kitabı hakkında bir iki cümle yazmak istiyorum.

Kemal Arkun’un birkaç kitabını daha önce okumuştum. Osmanlı Sultanları hakkında yazdığı romanlar çok güzeldi. Ben de ne zamandır Selçuklu Devleti ile ilgili okuyabileceğim bir kaynak arıyordum ki Kemal Arkun’un Selçuklu Sultanları ile ilgili romanlar yazdığını öğrendim. Bu kitap elime geçince de hemen okumaya başladım.

Diğer kitaplarından da okuduğum için aşina olduğum bir dil mevcuttu kitapta. Akıcı, sade ve güzel.

Kitapta, Selçuklu Devleti’nin kurulması ve gelişmesi ile ilgili bilgiler mevcut. Daha sonra Son hükümdar olan Sultan Sencer hakkında bilgi var. Tabi Sultan Sencer’in sadece siyasi yönü değil, dini yönü de bildiriliyor kitapta. Zamanın alimleri ile diyalogları, onlardan aldığı nasihatlerden bir kısmı da kitapta konu olarak ele  alınmış ki bu nasihatlerden bizim de pay çıkarmamız gerekiyor. Tek kelimeyle harika bir kitaptı.

Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısını aşağıda naklediyorum;

“Ey Sultan Sencer!

Sen şimdi bir zafer kazandın. Gazan mübarek olsun. Fakat sanma ki, bu daimi bir zaferdir. Bu zaferin izleri göz açıp kapayıncaya kadar geçip gider. Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Dünyanın bir hayal, bir rüya olduğunda şüphe yoktur, çünkü Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde, “İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanırlar” buyuruyor. İnsan rüyada çok zengin olabilir, yüksek mevki makam sahibi olabilir, çok işler yapabilir, ama uyanınca hepsi biter. Uyanınca, “Benim şu mallarım vardı, şöyle mevki makamım vardı” demesinin ne kıymeti olur? Bunun gibi, insanlar da ölünce, malı mülkü, ordusu, serveti, evladı, hanımı, hepsi dünyada kalır. İnsanlar ölüp uyandıklarında, “Biz nereye geldik, burası neresidir? Bizim mallarımız, mevki makamlarımız vardı, eş dostlarımız vardı, nerde bunlar?” deseler de, hiç kıymeti olmayacak.”

Okumamış olan kitapseverlere tavsiye ediyorum bu kitabı. Bulun ve okumaya başlayın. Kesinlikle pişman olmazsınız.

Yayın Yılı: 2011
191 sayfa
Kitap Kağıdı
13,5×21 cm
Karton Kapak
ISBN:6055509194
Dili: TÜRKÇE

Bu yazı toplamda 11 kez okundu.

Divan Edebiyatı’na merakım az da olsa vardı. Ancak son zamanlarda bazı arkadaşlarımın sayesinde bu alana daha çok vakit ayırmaya başladım. Ve okudukça da Divan Edebiyatı’nın nasıl mükemmel bir alan olduğunu daha iyi anladım. Hâla da okumaya devam ediyorum. İşte Divan Edebiyatı’na olan merakımdan dolayı okuduğum kitaplardan birisi de İskender Pala’nın, Fuzûlî’nin eşsiz eserini konu alan Su Kasidesi’ydi.  Bu kitâbı, 13 Kasım tarihinde gittiğimiz TÜYAP Kitap Fuarı’ndan almıştım. TÜYAP’ın da muhteşem bir ortamı olduğunu söylemek isterim.

Efendim bilmeyenler için söyleyelim. Su Kasidesi, Fuzûlî’nin Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam’ı “sallallahü aleyhi ve sellem” övmek amaçlı yazdığı bir şiirdir. Bu tür şiirlere edebiyatta naat deniyor efendim. Her beytin sonu “su” kelimesi ile bittiği için Su Kasidesi adıyla meşhur olmuş bir şiirdir.

Efendim, müsadenizle kitabın değerlerlendirmesine geçmek istiyorum şimdi de. Su Kasidesi muhteşem bir eser. Fuzûlî o kadar güzel ifadeler kullanmış ki hayran olmamak elde değil. Tabi bu naat’ın mükemmelliği kitaba da aksetmiş, yansımış. İskender Pala da beyitleri açıklarken o kadar güzel anlatmış ki, hayran olmamak elde değil. Bir beyitten farklı farklı anlamlar çıkabiliyor.

continue reading…

Bu yazı toplamda 42 kez okundu.

Son Bozgun kitabı, uzun süre evvel Kitapyurdu’ndan aldığım kitaplar arasındaydı. 11 Temmuz Pazartesi günü başladım okumaya ve yaklaşık 1 ay civarı bir sürede de bitirdim.

Son günlerde okuma hızımı biraz arttırdım ve son gün 95 sayfa okuyarak son noktayı koydum kitaba.
Vehbi Vakkasoğlu bu kitabında resmi tarih kitaplarında bize gösterilen bazı bilgilerin yanlışlığını gösteriyor. Daha doğrusu Osmanlı’nın yıkılma ve Cumhuriyet’in kurulma süreçlerine katkısı bulunan nice kıymetli insanın “bilerek” unutturulduğunu belirtiyor. Özellikle de Kâzım Karabekir Paşa’nın Mustafa Kemal’in görüşlerini pek desteklemese de ülkenin kurtulması için ona daima destek çıkması, halka onu kabul ettirmesi gibi konular mevcut. Kitap, İzmir’in işgali sırasında yaşananlar, Yunanlıların yaptığı işkenceleri de anlatmış. Okurken içim cız etti. Ecdadımız iman gücüyle o günlerden kurtulmayı bilmişler, acaba biz öyle bir durumla karşı karşıya kalsak, halimiz ne olur? diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Kitap 12 bölümden meydana geliyor.
1- Çöküş Yılları
2- Mustafa Kemal Anadolu’ya Nasıl Geçti?
3- İzmir’i İşgal Hazırlıkları
4- İşgalin Başlaması ve Düşmana Atılan İlk Kurşun
5- İzmir’in İşgaline Tepkiler
6- Şahlanışa Doğuş
7- Rus Maşası Yunanistan
8- Erzurum, Milli Mücadele’nin Bel Kemiğidir
9- Azil mi İstifa mı?
10- Kongrenin Açılışı
11- Mustafa Kemal’in İlk Muhalifleri Erzurum Kongresi’ndeydi
12- Milli Mücadelenin Altında Bir İhtilal mi Gelişiyor?

continue reading…

Bu yazı toplamda 36 kez okundu.

Yılmaz Öztuna’nın Babıali Kültür Yayıncılığı‘ndan çıkan, “Avrupa Türkiyesi’ni Kaybımız – Rumeli’nin Elden Çıkışı” kitabında; Osmanlı’nın kaderini belirleyen iki büyük savaş, yani Balkan Savaşı ve Rus Harbi anlatılıyor. Öztuna, ordunun siyasete girmesi ve ikiye bölünmesiyle birlikte koskoca bir imparatorluğun kısa zamanda nasıl yok olduğunu güzel bir dille anlatmış.

continue reading…

Bu yazı toplamda 20 kez okundu.

Sitemizin 1. yıldönümü dolayısıyla düzenlediğimiz kitap kampanyasında kazanan belli oldu. Bu eşsiz hazineyi kazanan talihlimiz; MÜSEBBİYE ŞENTÜRK olmuştur. Kendisini tebrik ediyoruz. En kısa zamanda kendisi ile irtibata geçip kitapları kendilerine yollayacağız inşaallah.

NOT: Bu eşsiz hazineye sahip olmak isteyenler, iletişim bölümünden bize ulaşırlarsa kendilerine gönderebiliriz inşaallah efendim…

Bu yazı toplamda 18 kez okundu.

Yaklaşık 2 aydır okumakta olduğum Bir Darbenin Anatomisi kitabını bugün bitirebildim ancak. Detaylı, dikkatle okunması gereken bir kitap olduğundan dolayı bitirmesi uzun sürdü.

Yılmaz Öztuna bu kitabında 1876 askerî darbesini, Sultân Abdülazîz’in tahttan indirilmesini ve ölümü olayını, bütün detayları ile anlatıyor. Ö dönemin bütün şâhitlerinin ifâdelerini birinci elden kaynaklardan ve belgelerden aktararak veriyor.

1876 darbesi, sonradan İmparatorluk ve Cumhuriyet Türkiyesi’nde yapılan diğer askerî darbelere örnek oluşturduğu için çok önemlidir. Ayrıca Türkiye’nin bugünkü sınırları, sosyal ve kültürel yapısı üzerinde derinlemesine etkileri vardır.

Kitap 4 bölümden meydana geliyor. 1. bölümde Eylemin kişileri başlığı altında, eylemi gerçekleştirenler hakkında bilgi veriliyor. Darbede başrol oynayan Hüseyin Avni Paşa ve Midhat Paşa ile Mütercim Rüşdü Paşa, Hasan Hayrullah Efendi bunlardan bazıları. (Özellikle Hüseyin Avni Paşa ve Midhat Paşa’nın devlete çok ama çok büyük zarar verdiler.)

İkinci bölüm, yani Eylem bölümü 2 başlık altında incelenmiş. Tahttan indirme ve cinayet kısmı. Tahttan indirme bölümünde eylemin gerçekleştirilmesi ve Abdülaziz Han’ın Topkapı Sarayı’na nakledilmesi konu alınmış. Askerin kandırılması, padişahın uyandırılması, kayığa bindirilmesi, Kadın-Efendi’nin şalının alınması, darbeyi ihtar teşebbüsleri, Beşinci Murad’ın durumu, darbenin yankıları, hazinenin yağması ve Abdülaziz Han’ın Ortaköy’e nakli gibi başlıklar var. Cinayet bölümünde ise Abdülaziz Han’ın kollarının kesilerek öldürülmesi, olayın tahlili ve münakaşası, ölümün adli tıp bakımından değerlendirilmesi ele alınıyor. – Bu bölümü okurken içim cız etti. Koskoca Osmanlı Devleti’nin Padişahına, Sultanlara yapılan muameleler gerçekten insanın içini sızlatıyor. Mal mevki uğruna yapılanlar çok acımasızca. Hele Abdülaziz Han’ın hunharca katledilmesi çok ama çok acı bir durum. Herşey makam ve mevki uğruna. 5. Murad’ı tahta çıkartarak istediklerini yaptırabileceklerini sananlar, bu ülkeyi daha iyi bir hale getirmek için çalıştıklarını söyleyenler ne yazık ki ülkeyi çok ama çok geriye götürmüşlerdir. -

Üçüncü bölümde Karşı Eylem başlığı altında, Çerkez Hasan Bey’in Hüseyin Avni Paşa’yı öldürmesi mevzu bahis olarak ele alınmış. O sırada Veliahd Abdülhamid Efendi’nin tahta çıkması ve Birinci Meşrutiyet’in ilanı vs. anlatılıyor.

Dördüncü bölümde ise Yargı bölümü 2 başlık altında incelenmiş. Hazırlık Sorgusu ve Mahkeme bölümleri. Bu bölümde de darbeyi gerçekleştirenlerin mahkemeye çıkması, ifadelerinin alınması ve en sonunda gereken cezaların kendilerine verilmesi anlatılıyor.

Yılmaz Öztuna hakikaten harika bir iş çıkarmış. Kitabı okurken yeri geldi üzüldüm, yeri geldi sinirlendim. Çünkü çok üzücü bir olay bu. Mutlaka okunması gereken ve ders alınması gereken bir eser.

Tarih, bu darbeyi gerçekleştirenleri asla affetmeyecek.

Puanım : 9,5 / 10

Bu yazı toplamda 45 kez okundu.

Sitemiz bugün 1 yaşını doldurdu. Biz de bugünün önemine dair bir kampanya düzenlenemeye karar verdik. İnsanlara faydalı olabilmek, onların hem dünya hem de ahiretlerine katkıda bulunabilmek için Hakikat Kitabevi yayınlarından olan 14′lü seti ödül olarak koyduk.

Bu yazının altına yorum yapan kişiler arasından yapacağımız çekilişle 1 kişiye bu kıymetli hazineyi hediye edeceğiz inşaallahü teala…

NOT : Yorum bölümüne isim yazarken soy isim bildirmeyenler çekilişe dahil edilmeyeceklerdir.

Çekilişimiz 15 Mayıs akşamına kadar devam edecektir. Herkese bol şanslar…

Bu yazı toplamda 59 kez okundu.

Yaklaşık 15 gün sonra bir kitap değerlendirmesiyle döndüm siteye. Bu sefer Vehbi Vakkasoğlu’nun Osmanlı İnsanı kitabıyla.

Kitapçıda gezerken rastlamıştım bu kitaba. Merak ettim, ilgimi çekti ve Kitap Yurdu’ndan aldığım kitaplar arasına ekledim. Son günlerde okumaya biraz ara vermiştim ama 2 gündür durumu toparladım, eski tempoya döndüm diyebilirim.

Vehbi Vakkasoğlu, eski değerlerimizden, Osmanlı’dan uzaklaştığımız bu günlerde bu eseriyle bizlere adeta ışık oluyor. Kitapta, Osmanlı’nın 600 yıllık hakimiyetinin sırlarını görüyoruz. Osmanlı insanının Müslümanlığın gereklerini nasıl yerine getirdiğini okudukça, içimiz cız etmiyor değil. Şimdiki durumumuza baktığımızda hakikaten içimiz yanıyor. Eski değerlerimize ne kadar da yabancı kalmışız, demeden geçemiyoruz. Kitabın arkasındaki tanıtım yazısını aktaralım:

“Osmanlı geldi geçti mi, yoksa hala yaşıyor mu?
Osmanlı bu günlere neler bıraktı?
Osmanlı hangi taraflarıyla yaşıyor ve yaşamalı?
Osmanlı insanını ve ahlakını bu yapısıyla 623 yıl ayakta tutan sırlar nelerdir.
Osmanlı’yı sevmeyenler, hatta düşman olanlar bile onun hangi taraflarının takdir ediyorlardı.
Evet, Osmanlı’yı anlamak için onu meydana getiren insanları tanımak gerekir. Zaten Osmanlı’nın en büyük şansızlığı, torunları tarafından anlaşılmamasıdır. Bu eser, Osmanlıya 700. yıl yaş günü dolayısıyla sunulan bir gönüldür. Bu gönül Osmanlı’dan af diliyor, özür diliyor ve helallik istiyor.”

Osmanlı İnsanı, gerçekten muhteşem bir eser. Vehbi Vakkasoğlu’na böyle bir eser için teşekkürlerimi sunuyorum. Eski değerlerimizi hatırlamak, bilmediklerimizi de öğrenmek amacıyla okunabilecek çok güzel bir kitap. Mutlaka okuyun diyorum.

Puanım : 9,5 /10

Bu yazı toplamda 6 kez okundu.

Kitapyurdu’ndan 7-8 tane kitapla beraber sipariş etmiştim Osmanlı’da Harem kitabını. Geçen gün de okumaya başladım. Akıcı, bilgilendirme yönünden de çok iyi olan bir kitap. Günümüzde “seks yuvası” olarak lanse edilen haremin aslında nasıl bir müessese olduğunu, cariyelerin eğitimlerinin nasıl olduğunu, hangi vazifelerle görevli olduklarını, İslam Hukuku’nda cariyelerin statüsünü mükemmel bir şekilde açıklamış Prof. Ahmed Akgündüz. Kitap hakkında yazılanlardan bazıları şu şekilde;

Bu kitap incelendiğinde, “Gerçek Harem Nedir?” sualinin cevabı için şu hususların bilinmesi gerektiği anlaşılacaktır:

Birincisi; her konuda olduğu gibi harem konusunda da tarihimiz çarpıtılmış ve saptırılmıştır.

İkincisi; İslâm hukukunda ve mukayeseli hukukta köle ve cariye konusu bilinmeden harem konusu tam olarak anlaşılamayacaktır.

Üçüncüsü; Osmanlı Devleti’ndeki harem uygulaması baştaki iki konu özetlendikten sonra kısaca ve doğru olarak aydınlatılmalıdır. Aksi takdirde Haremden bahsetmek yanlıştır. Bu hususlar Osmanlı’da Harem konusunun özüdür.

“Akgündüz’ün kitabı, diyebilirim ki, Osmanlı’ya bilhassa padişahlarımıza yapılan iftiraların milli vicdandaki üzüntü ve tepkisine tercüman oluyor. Osmanlı’yı bir bakıma yeniden keşfediyor gibiyiz. Osmanlı’nın ta kendisi ve meşru varisleri, çocukları olarak her türlü yeni ve doğru bilgiye muhtacız. Osmanlı’yı iyi ve doğru bilmeden Türkiye’nin geleceğe yürümesi mümkün değildir. Prof. Dr. Ahmed Akgündüz gibi konularında gerçekten uzman, gayret sahibi, enerji dolu, eline kalem alabilen tarihçilerimizi tebrik ediyorum.”

Yılmaz Öztuna, Tarihçi-Yazar

“Osmanlı’da Harem, sadece ciddi bir boşluğu doldurmakla kalmamış maksatlı veya maksatsız yalanların ecdatla aramıza gerdiği perdeye ilmin indirdiği bir kılıç olmuştur. Bu kitapla perde açılıyor, haremin seks; işret yeri değil de, bir hizmet mahilli, eğitim yuvası olduğu karşımıza çıkıyor.”

Dr. Mehmed Niyazi Özdemir, Araştırmacı Yazar

Bu kitap, tarihçilerin ve tarihe meraklı kişilerin başucunda mutlaka bulunmalıdır. Bir kaynak kitap görevi üstleniyor. Merak edilen, revaçta olan bir konuyu ele aldığı için 2 gün sürdü benim bitirmem. Okuduktan sonra gerçek haremi tanıyacak, tabularınızdan kurtulacağınızı tahmin ediyorum. En kısa sürede okumaya çalışın derim ben. :)

Puanım : 9,5 / 10

Bu yazı toplamda 32 kez okundu.

Tarih 5 Şubat 2011. Yaklaşık 2-3 aydır görüşemediğim hayatımdaki en önemli şahsiyetlerden birisi olan Cem Hocam ile Üsküdar’da buluşuyor ve güzel bir gün geçiriyoruz. Hocam zaten Tarih Öğretmeni olduğu için kitaplara ve tarihe meraklı, ben de O’nun yanında dura dura kapmışım birşeyler. Dayanamıyoruz ve giriyoruz NT Mağazası’na. Güzelce dolandıktan sonra ben F1 2010 Yıllığı’nı görüyorum ve kaçırmıyorum, alıyorum kendi paramla. Çıkmadan evvel Yavuz Bahadıroğlu’nun kaleminden çıkan Kanuni Sultan Süleyman eserini görüyoruz. – Mâlumdur ki Muhteşem Yüzyıl adlı dizi sebebiyle en çok satan eserler arasına giren bir kitap bu – Cem Hocam bu kitabı okuyup okumadığımı soruyor, ben de okumadım cevabını verince gidiyor kasaya ve bir tane alarak bana hediye ediyor ve ekliyor; Sen bana 2 kitap (Dinlerarası Diyalog Tuzağı ve İngiliz Casusunun İtirafları) getirdin madem hediye olarak, bu da benden sana hediye olsun. Böyle güzel bir hediyeyi çok sevdiğim bir hocamdan almak benim için apayrı bir mutluluk oluyor tabi ki.

Bu kitap bana hediye edildiği gün köşesine tarihiyle beraber not ediyorum Cem Hocam’ın hediyesidir diye. Anlamı büyük benim için. Neyse. Gelelim kitaba. Okuduğum 1-2 kitap olduğu için hemen başlayamamıştım bu kitaba ama yaklaşık 2 hafta sonra okumaya başladım. Muhteşem Yüzyıl adını verdikleri dizi söz konusu olunca insan doğrusunu öğrenmek için bir başka okuyor tabi ki.

Kitaptan bazı alıntılar;

“Şehzade Süleyman, çocukluğunda tüm şehzadelerin olduğu gibi çok iyi bir eğitim alıyordu. Fennî bilimlerin yanında dini ilimlerde de çok iyi ustalar – alimler – tarafından yetiştiriliyordu. Manisa Sancakbeyliği’nde bulunurken halkla içiçe yaşıyor, namazlarını halkın arasında cemaatle kılıyor, sıkıntılarıyla yakından ilgilenip onlar için elinden geleni yapıyordu. Gençken tanıştığı Pargalı İbrahim ise geleceğin Maktul -veya Makbul ikisi de belirtiliyor kaynaklarda- İbrahim Paşa olacaktı.”

continue reading…

Bu yazı toplamda 64 kez okundu.