Ağu 06

Cinnet Müstatili

Necip Fazıl’ın hapishanede geçirmiş olduğu günleri okudukça içim cız etti diyebilirim. Çok sıkıntı çekmiş Üstad’ımız. Neler çektiğini de bu kitabında anlatmış. Okuyalım ki Üstad’ı daha iyi tanıma imkânı bulalım…

Necip Fazıl’ın bir ifadesi vardı ki kitap içinde; beni en çok etkileyen o oldu:

“Kırk küsür senelik hayatımda, gecelerin en işkencelisi, beni bu sabaha, hapishaneye girdiğim sabaha bağlayan gecedir. Evimde geçirdiğim o son gece. Kararım hazırdı: Sabahleyin erkenden Kadıköy Savcılığı’na gidip “buyurun, hapsedilmeye geldim!” diyecektim. Bunu bile bile geçirdiğim son gece… Tepeden inme, habersiz gelen facialar mı daha tesirlidir; şuurla, adım adım, biline biline gelenler mi? Ayırd edemiyorum!…

Kitapta en çok hoşuma giden ve beni etkileyen bir diğer yer ise şu bölüm:

“Müslümanlar!.. Daha doğrusu kendini müslüman sananlar! Size hitap ediyorum! Bir velînin, kendisini Sahabîlere eş gören müritlerine verdiği karşılığı biliyor musunuz:

– Ben nasıl Sahabîlere eş olabilirim ki, siz onları görseydiniz divane derdiniz; onlar da sizi görselerdi müslüman demezlerdi.”

İşte bu halimizdir ki; düşmanlarımıza bu kuvveti veriyor! Onların değil, müslüman olamayışımızın mahkûmuyuz!”

Continue reading